Bugün İzmir’de kar vardı. Tutmadı (as usual), ama YAĞ-DI! Sabah “kar yağıyor” havadisiyle uyanmayalı uzun yıllar olmuşken iyi geldi. Ağrısı kulağıma, kafama, beynime, kılcal damarlarıma, yanağıma, çeneme ve en çok da asabıma vuran ağız içi iltihabının varlığını bile unuttum o an. Gerçi şimdi iyi hissediyor gibiyim (saatler öncesine nazaran).

Yarın uyandığımda keşke dışarıya çıkıp oynanacak kadar beyaz olsa ortalık. Nerde bizde o şans..

Bu havada Jack Daniels içip, bir dağ başında (kıçın donmadan) Ahmet Kaya türküleri söylemek vardı. Bizimkiler kampa gidecekti güya! (dağcılık klübü) Peşlerine takılmak vardı. Gece.bu havada.dağlar.adamı.çok.fena.yapar. Neyse ki iptal edildi, hava muhalefeti nedeniyle; yoksa içim gider, dışım gidemediği için de çatır çatır çatlardı.

Sahi, hiç okuyan yok mu acaba hala bloğu? Ses verse ya biri(leri)?

3 gündür, geceleri yastık yerine dikenli tellere koyuyorum sanki başımı. Bak birisi beddua ettiyse, “o çenen kapana, bi daha da açılmaya” diye, çok fena tutmuş, haberi ola. İltihap da iltihaplığını bilmeli. Avare oldum 3 gündür. Dünyanın bütün şaraplarını içsem bu sarhoşluğu, ağzı yüzü kaymışlığı, konuşacakken peltekleşmeyi veremezdi. Umuyorum ki geçti gitti. İyi gelsin diye denediklerimi yazsam, kitap mitap olmaz ama çok süper “bir iltihaplının salak güncesi” çıkar ortaya. Aloe vera şişesini olduğu gibi kafama dikmediğim kaldı bi. En sancılı zamanlarında, okudum ekşi sözlüğü, verdim tuzu yaraya. Cosss! Ben böyle acı görmedim arkadaş, böyle ızdırap! Kesmedi, kalktım sumak bastım. Sumak ne lan? Anamlar Antep’ten getirmiş bayramdan sonra. Bilmiş gibi. Eh, o da ufak çapta bi zıplattı yerimizden. İğrenç tadı olan, yeşil renkli gargara, vermidon, vesaire, daha bissürü şey denedim. Bu, üçüncü akşam ve ümit ediyorum ki kurtulmuş olayım tamamiyle bu dertten.

Sevgili kulaklarım, canım başım, ve tontiş çenem: sizi çok seviyormuşum aslında ben. Lütfen bir daha öyle iltihap miltihap oyununa gelmeyiniz. Hadi öptüm (de nasıl olacak o iş?)..

Advertisements