1950’lerde Yusuf dedem ve arkadaşının verdiği ve neye bu kadar sevindiklerini bilmediğim, hiçbir zaman da öğrenemeyeceğim bu poz bana hep Büyük Buhran zamanları Amerika’sını, altın bulmak için California’ya göç eden güzel insanları anımsatır. Sanki hayat, siyah beyaz karelerin aksine toz pembe gibidir. Ve dünya henüz bugünkü kadar kirlenmemiştir..

Bu da 1940’lardan kalma bir fotoğraf. O kadar eski ki, orijinalinin basılı olduğu kart resmen karton gibi ve arkasında da İngilizce bir baskı var. Ve muhtemelen ablamla ikimizin azizliğine uğramış, kenarı kırılmış. Bornovalı işçiler. İçinde yine Yusuf dedem var (üst-en sol). Alt sıradaki soldan ikinci de, dedemin kardeşi. Papapa. Biz ona öyle derdik “torun” tayfası olarak. Çünkü sağır ve dilsizdi. Konuşamadığı için anlamsız sesler çıkarırdı “papapapa” şeklinde. Adının Ali olduğunu, yaşım epey ilerledikten sonra öğrendim. Eliyle zafer işareti yapmış. Diğer elinde üzüm salkımı. Bir şarap fabrikasında çalışıyorlarmış abi-kardeş.. Şu an cennetin şaraplarını içtiklerini hayal etmeden duramıyorum. Papapa yine sessiz midir ki?

Anneannem ve annesi. Torununun torununu görmüşlüğü vardır Nefise hatunun. 100 yaşında öldüğünde herhangi bir sağlık sorunu yoktu. Sadece anneannemin 15 gün öncesinde ani ölümüne dayanamayp o da aniden gitmeye karar vermişti. Bu ev, anneannemin çocukluğumun neredeyse tüm haftasonlarını geçirmiş olduğum evi.

En büyük dayım, Melek’in babası. O zamanlar minicik bir radyocu dükkanı vardı. Tamirat, satış vs yapardı. Tahta bir merdivenle çıkılırdı dükkana ve ben her girdiğimde bir kez daha büyülenirdim.

Bu da babamın çalıştığı sinema (Bornova’nın ilk sinemalarından, adını sormam lazım). Peder bey, alt solda duran yakışıklı delüğanlı oloyyor. Fatma Girik’ler, Fikret Hakan’lar, Ahmet Mekin’lerle la tanışma şerefine nail olduğu seneler..

Ya işte böyle..

Siyah beyaz fotoğrafların bendeki yeri, takdir edersin ki büyüktür. O zamanlar yaşanan rengarenk hayatların, renksiz tanığı olan bu kağıt parçaları sayesinde geçmişe döner, sokaklar, ağaçlar ve gökyüzünün gerçekten siyah beyaz olduğu algısını da yanımda götürüp değişik yolculuklar yaparım…

Advertisements