Pitane; yani Çandarlı’nın antik adı.. Rengi kaçan masa ve sandalyeler zımparalanıp boyanacak deyince, takıldım babamın peşine. Bir hafta boyunca buradayız baba-kız. Sokakta kimse yok. Aslında koca sitede insan namına bir şey kalmamış Hıdırellez’den bu yana. Biz de bunu fırsat bilip atladık geldik. Mitolojiye ve denizden gelen iyotlu esintiye boğazıma kadar batmak istiyorum. Hemen yanı başımda filmler duruyor. İki seçenek sunuyor ustalara saygı kuşağı: Gadjo Dilo mu, Into the Wild mı? “Her ikisi” diye cevap veriyorum. Bu hafta, Sabina ve Alexander Supertramp’e de doymalıyım. Carla Bruni’nin kart kızkardeşiyle evli olduğunu öğrendiğimden beri “bitmiştir bu iş” dediğim Louis Garrel’a ait bir şeyler de izleyebilirim. Öfkem günbegün azalıyor =) Le Chansons d’amor muydu neydi, güzel filmdi..

Dün, focafatihi ve prettyinpink evlendi. Sözlükte tanışıp evlenen –tanıdığım- 3. çift! (evreniz-wunjo ve odrade atreides-flyalone’dan sonra). Nikah İzmir’de olduğu için aslında uzun süre önce gitmeye karar vermiştim (sağolsunlar, reelde hiç tanımadıkları halde davet ettiler). Ama piyangodan Çandarlı çıkınca, olmadı. Neyse, önemli olan mutlu olmaları! Sözlük ve devamı olan twitter ne acayip bir yer, öyle değil mi Abidin?

Bozcaada’dan Emrah (tenesin torunu), geçen gün mention’laşırken (bu da mı girdi lan dilimize?) bir şey söyledi ki bence çok doğruydu. Esin, senin elinden interneti alsak geri neyin kalır ki? Haklıydı çok. Değişik bir evren yarattım ben burada; artık istesem de vazgeçemem.. Sonra da zaten “bize çok iyi geliyor yazdıkların; show must go on” minvalinde bir şeyler yazınca, gülümsedim. Demek ki yazarak sadece kendime iyi gelmiyormuşum. Ne güzel!!

Birazdan sahile doğru yürümeyi planlıyorum. Bu hafta, Ege’nin kuzey tarafı birazcık benimle meşgul olacak iki gözüm. Fotoğraf makinemin şarjını full’ledim. Karşımıza çıkacak güzellikler için hazırız kaptan.

Gidelim!..

Advertisements