You are currently browsing the monthly archive for June 2012.

Selam bloggerlar! (Türkçesi ne ki şu zıkkımın?)

Yukarıda görmüş olduğun organizma, bir süredir bizimle beraber yaşıyor. Şimdilik terasta takılıyor ama duvarları yıkıp “bana da bir oda verin” diye emretmesine az kaldı bence. Lan bu Çandarlı hayvanları neden bu kadar abartmış ki büyüme olayını? Minyon olan tek hayvan şimdilik benim.

Adını İsmayil koydum. aşslkdlsaşdk İsmail diye yazınca alınıyor.

Napıyorum.. Pek bir şey yaptığım söylenemez. Duruyorum sadece. Bakıyorum. Denize falan. Buranın hayvanları gibi su soğukluğu da abartılı olduğu için henüz denize girmemiştim. Hadi dedim bugün siftahı gerçekleştirelim. Fazla acı çekmemek için birden attım kendimi bu defa. Anaağğmm. Küp küp buz atmışlar sanki geceden amke! Böyle bir soğuk yok! Hava da kapalıydı zaten, beyin hücrelerim falan kompile donduk hep beraber.

Bir düğün eziyetini de sağsalim atlatabildiğim bir hafta oldu. Dünyamıza göktaşı düşmedi ama “oynasana kızz” baskısıyla da çok fazla karşı karşıya gelmedim -bu defa- neyse ki. Bir tek, Reco dansa kaldırdı işte. aahahahaha. Resmen özürlü olduğumu anladım bu gibi konularda. Düğün bitiminde tam beş araba Çandarlı’ya geldik sabaha karşı. Bizim ev, bizim ev olalı böyle popülasyon görmedi arkadaş!? Derin’le beraber tam 14 kişiydik (yazıyla ON DÖRT!!). Gözümün görebildiği her yerde yatak açılıydı.

Kalabalık grup İzmir’e doğru dağıldıktan sonra pederle bekar hayatı yaşamaya kaldığımız yerden devam etmeye başladık ki.. İzmir sıcağına dayanamayan valde, abla kişisi ve yavruları bir gece ansızın baskın yaptılar.

Gündüzler, cehennemi pek aratmasa da en azından akşamları rahatça nefes alabiliyoruz -şimdilik. Ama havanın gidişatı, henüz ananızı laciverde boyamadım panpalar diyor gibime geliyor. Yazmayı unutmuşum, ne güzel. O da güzel tabi..

Ya da paragraflar dolusu anlatacak bir şey olmamasındandır.

Ne bileyim.

Öyle:)

 

 

 

 

ben yaptım!.. 🙂

Buralara yaz geldi. Taze. “Daha önceleri neredeydiniz?” diye sorasım ve gerdanından öpesim geldi. Çektiğim fotoğrafları anında paylaşabileceğim akıllı bir telefon fikrini düşünmeyi düşündüm bugün o beyaz ve mavi sokakta dururken. Milletin suratına kapanmadan önce izin bile istemeyen benim gerizekalıyı bir vakfa bağışlamanın vakti geldi de geçiyordu bile. Ne zamandır aklımdaydı zaten. Badilerin gazlaması da tuzu biberi mi oldu ne 🙂 Yok ama hakikaten öyle bir çağa geldik ki, anahtar sözüğümüz: YETMİYOR! Yettiremiyorsun. Teknoloji alıp başını yürüyor, sen “acaba yetişsem mi, yetişmesem mi” ikileminde bir yerlerde kalıyorsun.

Ama instagram için bir şeyleri zorlamaya değer gibi görünüyor. Yalnız sırf fotoğraf için onca parayı bayıldığımı bilmemeleri lazım. Sevgili ebeveynlerim boynumdan indirmediğim Nikon’cağızımı kafama kafama şeyederler valla.

Nikon demişken, bugün öğlen sıcağında yine sokak sokak gezip şunları yakaladım. Tut bakalım! =)

Santorini’den ne eksiğimiz var allasen?

yüzüşkenler

Sarmaşık olup dolanaydım kapına

netleyememişim :/

Gidiyorum gülfatma!. (Mommo Kızkardeşim)

Bu da dün akşamki manzaramız

Yarın Egemou ve Mademoiselle’e kavuşuyorum! Evet bu iki sıpa anırırken hayatı geçici süreliğine felç edebilse de, sevmeden duramıyorum. Ne de olsa elime doğdu yawru kuzular=)

De haydi o zaman, kalispera!

Stats

  • 26,036 hits