Bu satırları, deniz manzaralı odamın rüzgar alan bir tarafında, Deniz Gezmiş’in ebediyete kavuştuğu günün kasvetli yıldönümünde yazıyorum.

-Ankara’da neden deniz yok baba?
+Vardı ama, astılar yavrum.

Astılar.

Ne acımasız bir eylemdir asmak! Silahla vurmak değil, uçurumdan atmak, zehirlemek, yahut bıçaklamak değil; tüm o acımasız hazırlıklar, ritüeller, son istekler eşliğinde boynuna yağlı kement geçirip başka bir insanı en kalleş yöntemle öldürmek işte! Sadece bir insan mı peki? Bunun daha Hüseyin’i , Yusuf’u, Erdal’ı ve niceleri var.. 

Bu gencecik çocukların vebali, yıllardır bir lanet gibi nesilden nesile aktarılıyor bu topraklarda. 5 Mayıs gibi harika bir günün hemen ardındaki dağda, kara bir bulut gibi beliriyor. Mevsim baharsa kışa, hava güneşliyse kar borana dönüveriyor.

Bize de, gökyüzündeki yıldızlara bakıp bu üç güzel çocuğu hatırlamak, 60’lı yaşlarını hayallerde canlandırmak düşüyor işte. Google’daki birkaç siyah beyaz fotoğraf yetmiyor, insan saçlarına gri tellerin, yüzüne derin çizgilerin düştüğü Deniz Gezmiş’i arıyor ister istemez. Dizlerine torunları oturtmuş, elinde tıpkı eski günlerdeki gibi bir kitap olan ve bu kitabı çocuklara okuyan bir adam canlanıyor gözümde.

Mavi ufka bakınca aniden gözden kayboluyor..

19deniz1

Deniz Gezmiş

Advertisements