Ben bugün bir diziyi uğurlamanın, çok sevdiğin bir insanı uğurlamaktan pek de farkı olmadığını öğrendim sanırım.

Kafamda eskilerin şarkıcısı Erdal şöyle diyor durmadan: “Zamansız oldu gidişin”.. Bazı şeyleri tadında bırakmak en iyisidir evet. Ama söz konusu Behzat Ç olunca, kabak tadı çok uzak bir ihtimal gibidir. Bu, tam olarak kimin kararı emin olamasam da, kanal yönetimine teşekkürü borç bilirim. Hem böyle bir dizinin son senesini 2-3 haftalık, hatta bazen 1 aylık aralarla piç ettikleri, hem de bitmesin diye başlatılan imza kampanyaları ve deli manyak izleyici kitlesine rağmen diziyi sonlandırabildikleri için. Şimdi aynı gün yayınlanan türbanlı diziyi izleyecez mecburen. Kısmet.

***

Behzat Ç çok şey öğretti bana. Ha buna gerek var mıydı dersen, bilemem. Ama bugüne dek “oyunculuk” adı altında bize dayatılan şeyin aslında oyunculukla uzaktan yakından alakası olmadığı gerçeği ve Pilli Bebek gibi kaliteli müzik gruplarının varlığından bihaber geçirdiğim günler, şimdi bile düşününce sinirlerimi zıplatıyor. Ben bu yolculuğun her saniyesini çok sevdim ve aslına bakarsan sonunu hiç ama hiç merak etmedim. Şimdi de umrumda değil. Behzat Ç travesti olsa dahi hüsrana uğramayacağımı biliyorum.

Bir de baktım ki Harun’la arsız, Akbaba’yla ketum, Hayalet’le ağırbaşlı, Amirim’le divane olmuşum aslında ben. Telefonu “alo, efendim, cınım” yerine “HEA” diye açmanın rahatlığını keşfetmişim. Birayı daha çok sevmişim. Hayatın çakırkeyf halinin cenneti andırdığı duygusunu yeniden hatırlamış, onlarla sarhoş, onlarla ölçüsüz, onlarla Ankaralı, onlarla “la oğlum bi git la” olmuşum.

Bu akşam bitiyor olabilirsin Behzat Ç. Ama bendeki yerin hep taptaze kalacak. Ve seni kalbime falan gömmeyeceğim.. 

 

behzat-c   

Çok sevdik be merkez!

Advertisements